R E K L A M L A R

Çocukken reklamlar ne kadar da önemliydi, hem kısa, anlaşılır, hem de eğlenceli…
Bir reklamda sandalyede oturmuş, ayaklarını buzdolabına sokan sıcaktan bayılmış bir amca vardı. Bir taraftan gazozunu içiyor bir taraftan da bu sıcakta en soğuk burası diyordu.
Başka bir reklamda da “Uzaylı Zekiye” birisiyle evleniyordu, ama nikahsızdı. Müstakbel kocası evine götürmek isterken ” gelmeeem” diyordu, kocası da “nasıl gelmezsin, sen benim karımsın.”  dediğinde “e ispatla” diyerek lafı yapıştırıyordu. Tam o sırada ekrana kocaman ” Eşinize hükümet nikahı kıyın ” gibi bir cümle büyük harflerle gösteriliyordu. Çocukluğumda aklımda kalan reklamlardan birkaç tanesi…
Bir çocuk üstüne yemek döküyor bir reklamda sonra üzerine hemen bir çamaşır makinesi düşüyor, onu yıkıyor ve gömleği temiz oluyor ve hatta bu reklamın şehir efsaneleri de bitmek bilmiyor o senelerde. Bilmem kim hanımın çocuğu annesi kızmasın diye kardeşini çamaşır makinesine atmış diye… işte o an reklamdan soğuyorum, sevmiyorum artık, eğlenmiyorum…
Reklamcılık yüzyılın son çeyreğinden itibaren giderek daha da oburlaşan bir iştahla çocuklara yöneliyor :(
Los Angeles Time ‘ a konuşan bir reklamcı şöyle diyor : “İyi reklam insanlara o ürünü almazlarsa çok şey kaybedecekleri duygusunu verir. Çocuklar buna karşı çok duyarlıdır. Onlara bir şey almaları gerektiğini söylerseniz buna direnirler. Ama almazlarsa tavuk olacaklarını söylerseniz birden dikkat kesilirler. Çocukların duygusal incinebilirliklerini kaşımak çok kolaydır, zira onlar çok incinebilir varlıklardır.” *
Reklamlarda çocukları kullanmanın, reklam şirketlerinin çocukları giderek daha erken yaşlarında ele geçirmek istemesi, bazı marka isimlerinin çocukların zihinlerine kazımak, arzu yaratmak çocukları potansiyel müşteri görmek işte bu yüzden. Daha sonra ellerinde tutmak istemeleri yüzünden.
Reklamcıların bu stratejisini çocuklar üzerinde kullanmalarına izin vermememiz gerekir. Derslerde de konuşuyoruz, en sevdikleri reklamları soruyorum öğrencilerime. Hemen hepsinin içinde şiddet var. Farkında değil kuzucuklar, olamazlar da. Bizler bile farkında değiliz bilinçaltımıza neler kazınmak istendiğinin. Çalışmalar saldırgan reklamcılığın çocukların iç dünyasında izler bıraktığını gösteriyor. “Küçük potansiyel müşterileri” en saf, en temiz yerinden vuruyor,
Vurdurtmayalım, çocuklarımızı kullanmalarına izin vermeyelim,
Reklamları izlettirmeyelim,
İşin çözümü basit: zaplamak
Hangisi daha basit? Sağdaki :)
* Paragraf Yazar Kemal Sayar’ın” Ruh Hali” kitabından alıntıdır.
Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>